Sayfalar

25 Ekim 2018 Perşembe

Edebiyat Günlükleri: Edebiyat Hakkında


Sanat, duyguların resim, müzik, mimari vb. yollarla dışa vurulması olarak tanımlanabilir. Edebiyatı da güzel sözlerin insanlar üzerindeki etkilerini düşünürsek güzel sanatlar içerisinde değerlendirebiliriz. Edebiyat bir sanat dalıdır ve duyguların, düşüncelerin okuyanları duygulandıracak, heyecanlandıracak ve estetik bir haz meydana getirecek biçimde söz ya da yazıyla anlatılması olarak tanımlanabilir. Bu tanıma bağlı kalarak oluşturulan eserlere de edebi eser adı verilir. 

Tanımları yaptığımıza göre bir de edebiyatın görevine değinelim. Aslında edebiyatın birçok görevi vardır. Ancak ben bu yazıda sadece bir görevine değinmek istiyorum; o da edebiyatın yansıtma görevi... Edebiyatın dış dünyadaki gerçeklikleri yansıtma görevi vardır. Bu görevi fotoğraf sanatı da yerine getirir ancak edebiyatı bu konu içerisinde ele aldığımızda edebiyat bu yansıtma görevini çok farklı biçimde yerine getirir. Bir edebi eser meydana getiren bir sanatçı önce dış dünyadaki gerçeklikleri algılar ve bu algıladığı gerçeklikleri kendi hayal dünyasında yeniden kurgular ve bunları bambaşka bir kalıba sokar. Sanatçının burada yaptığı iş kurmaca bir dünya oluşturmaktır. Yani diyebiliriz ki edebiyatın temelini kurgusallık/kurmaca dünya oluşturur. 

Edebiyatın temelini oluşturan bir diğer kavram ise hayal gücüdür. Hayal gücünü kullanmayan bir sanatçı kesinlikle düşünülemez. Zaten işin içinde hayal gücü yok ise burada sanattan söz etmemiz mümkün değildir. Kurmaca dünyanın oluşturulabilmesi için çok iyi bir hayal gücü gereklidir.

Değerli dostlar, bugünkü anlatacaklarım bu kadar. Bugünden itibaren yeni bir yazı dizisine başladım. Her gün olmasa da fırsat buldukça "Edebiyat Günlükleri" adı altında yazılar yazacağım. Bu yazı dizisinde edebiyat, edebi eser, Türk ve dünya edebiyatının en seçkin yazarları ve kitaplar hakkında çeşitli değerlendirmelerim olacak. Edebiyatseverlerin ilgiyle takip edeceğini umuyorum. Lütfen takipte kalın:) 



22 Ekim 2018 Pazartesi

Kaliteli Eğitimin İnsana Kazandırdığı 20 Önemli Nitelik


Eğitim insan hayatında çok önemli bir yere sahiptir. İnsanın toplum yaşamında saygın bir yer edinmesine vesile olan eğitimin insana kazandırdığı birçok nitelik vardır. Bu yazımda sizlere maddeler halinde bu nitelikleri anlatmaya çalışacağım. 

1) Eğitim bir süreçtir. Davranış değiştirme sürecidir. Eğitim bireyin davranışlarında olumlu yönde değişikliklerin oluşmasını sağlar. 

2) Eğitim, bireye vatanını, bayrağını, dilini, milletini ve tüm kutsallarını her koşulda sevmeyi öğretir. 

3) Eğitim, insanı geliştirir, olgunlaştırır. Bu gelişim fiziksel, sosyal, ruhsal ve zihinsel yönde meydana gelir. Başka bir deyişle eğitim insanı her yönden geliştirir.

4) Eğitimli insanın tek bir bakış açısı yoktur. Eğitimli insan olayları, olguları, durumları yorumlayıp değerlendirirken farklı bakış açılarından yararlanır. Kısacası eğitim, insana farklı bakış açıları kazandırır.

5) Eğitim sağlam karakterli bireylerin yetiştirilmesinde önemli bir yere sahiptir. İyi verilen bir eğitim bireye karakter kazandırır.

6) Kaliteli eğitim, insanı ahlâki yönden de geliştirir. Ahlâk kavramını sadece bel altı konular çerçevesinde düşünmemek gerekir. İnsanlara tebessüm etmek, onlara hoşgörülü davranmak, kul hakkı yememek, tüm canlılara merhametle yaklaşmak, selam verip almak, bir insanın görev ve sorumluluklarının bilincinde olup bu sorumlulukları yerine getirmesi vb. gibi güzel davranışlar da güzel ahlâkın bir parçasıdır. İşte bu güzel davranışların kazandırılmasında eğitimin büyük bir rolü vardır. 

7) Kaliteli bir eğitim insana disiplinli olma özelliğini kazandırır. Disiplinli insan ise görev ve sorumluluklarını zamanında yerine getirir, zamanını etkili ve verimli bir şekilde kullanır. 

8) Eğitimli insanın anlama, kavrama, analiz-sentez yapma, yorumlama, karşılaştırma yapma ve değerlendirme becerileri üst düzeyde olur. 

9) Eğitim insana bilişsel farkındalık kazandırır. Bilişsel farkındalık ise insanın öğrenmeyi öğrenmesini, neyi nasıl öğreneceğini planlaması anlamına gelir. Öğrenmeyi öğrenen, neyi nasıl öğreneceğini iyi planlayan insan ise yaşadığımız bilgi ve teknoloji çağında kendisine özel bir yer edinir.

10) Kaliteli eğitim, insana bilgi teknolojilerinden nasıl yararlanması gerektiğini öğretir.

11) Eğitim, insana hangi durumda nasıl davranmasını öğreten bir süreçtir. 

12) Eğitim, insana stratejik davranmayı öğreten bir süreçtir. Eğitimli insan olaylar ve durumlar karşısında farklı stratejiler geliştirir ve bu stratejileri ustalıkla uygular. 

13) Kaliteli eğitim bireyleri okumaya, araştırmaya ve öğrenmeye sevk eder. Aynı zamanda bireye merak duygusunu da aşılar. Meraklı olan birey ise kendisini sürekli öğrenmeye aç hisseder ve öğrenmek için çaba gösterir. 

14) Eğitimli insan genelde kitap okuma alışkanlığı kazanmış bir insandır. Düzenli olarak -türü ne olursa olsun- kitap okuyan birey ise söz varlığını zenginleştirir. Kısacası kaliteli bir eğitim insanın söz varlığını geliştirir ve zenginleştirir.

15) Kaliteli, sistemli bir eğitim insana eleştirel düşünme becerisi kazandırır. Eleştirel düşünen birey ise bilgilerin doğruluğunu ve objektifliğini araştırır ve sorgular.

16) Bireyin aldığı eğitim konuşmasına da yansır. Kaliteli bir eğitim almış insan konuşma becerisini ustalıkla kullanır ve konuşmalarında etkileyici ifadeler kullanır. Bu durum yazma becerisi için de geçerlidir.

17) Kaliteli eğitim, insana hak ve sorumluluklarını da öğretir. Eğitimli insan haklarını bilir.

18) Eğitim, bireyin iletişim yönünü de güçlendirir. Kaliteli eğitim almış bireyler çevresiyle sağlıklı iletişim kurar ve sosyalleşir. 

19) Kaliteli eğitim, insana duyarlık kazandırır; kişi ülkemizde ve dünyada meydana gelen olaylar karşısında duyarlık kazanır. 

20) Belki de en önemli nitelik ise şudur: Kaliteli ve temeli sağlam köklere dayanan bir eğitim insana insan olmayı öğretir. İnsana insan olmanın gerektirdiği hususları hatırlatır.

Kaliteli eğitimin insana kazandırdığı önemli nitelikler hakkında bu ve bunun gibi birçok madde sıralayabiliriz. Ancak insanın saydığım bu özellikleri kazanabilmesi için verilen eğitimin kaliteli, temeli sağlam ve çağın gereklerine uygun olması gerekir. Eğer oluşturulan eğitim sistemi yaşadığımız çağın gereklerinden yoksunsa verimli sonuçlar elde edemeyiz. 

Görüşlerinizi yazabilirsiniz. Bir dahaki yazımda görüşmek üzere...





15 Ekim 2018 Pazartesi

Üç Boyutlu Resim Nasıl Yapılır?

VamosART adlı Youtube kanalından muhteşem bir çizim daha. Bloğumda daha önce bu Youtube kanalının üç boyutlu uçak çizimine yer vermiştim. Bu çizime buradan ulaşabilirsiniz. 

Resim tutkunları için harika bir çizime daha imza atmış VamosART. İsterseniz sözü fazla uzatmadan izleyelim.


14 Ekim 2018 Pazar

Thierry Henry'nin Yeni Macerası


Futbolculuğu döneminde sayısız başarılara imza atan Fransızların efsane golcüsü Thierry Henry için yepyeni bir macera başlıyor. 

Fransa Ligue 1 ekiplerinden Monaco geçtiğimiz günlerde teknik direktör Leonardo Jardim'in görevine son verip teknik direktör arayışlarına başlamıştı. Ve Monaco aradığı ismi buldu ve eski futbolcusu Thierry Henry'yi göreve getirdiğini açıkladı. Yapılan açıklamaya göre Henry 3 yıl boyunca Monaco'nun teknik direktörlüğünü yapacak. 

Futbolculuk döneminde Monaco, Juventus, Arsenal, Barcelona ve New York Redbulls takımlarında oynayan Henry ilk kez teknik direktörlük deneyimi yaşayacak. Henry 2016 yılından beri Belçika milli takımında yardımcı antrenörlük görevini üstleniyordu.

Thierry Henry'yi Yeni Macerasında Neler Bekliyor?

Ligue 1 ekiplerinden Monaco sezona çok kötü bir başlangıç yaptı. Jardim yönetiminde 2016-2017 sezonunda 105 gol atarak şampiyon olan takım bu sezon küme düşme hattında bulunuyor. Bence Monaco, Henry'yi teknik direktörlük görevine getirerek büyük bir risk aldı. Çünkü Henry kariyerinde ilk kez teknik direktörlük yapacak ve bu konuda fazla tecrübesi yok. Ancak futbol her türlü sonuca açık bir spor dalı. Bilinmez; belki de Henry ile Monaco'nun dokusu uyuşur ve başarı da gelebilir. Ancak şunu da söylemek lazım ki Henry'nin yapacak çok işi var ve önünde çok zorlu bir görev var. Bakalım futbolculuğu döneminde bir fenomen haline gelen Henry teknik adamlık kariyerinde de fenomen haline gelebilecek mi?

Görüşlerinizi paylaşabilirsiniz. Görüşmek üzere. 

13 Ekim 2018 Cumartesi

Bloğumuzda Hangi Sıklıkta ve Ne Kadar Uzunlukta Yazmalıyız?


Yazmayı seven bir insanın kişisel bloğunun olması gerçekten çok güzel. Özgürce yazılar yazarsınız istediğiniz her konuda. Ben spor, edebiyat, eğitim gibi alanlarda yazmayı seviyorum ve bloğumda sıklıkla bu alanlara yer veririm. Bir başkası da ilgi duyduğu başka alanlara yer verir bloğunda. Herkes kendi ilgisine göre yazar. Burası tamam ama şöyle bir soru geliyor insanın aklına: Ne kadar sıklıkta ve ne kadar uzunlukta yazmalıyım?

Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu tamamen bir tercih meselesidir. Herkes istediği sıklıkta ve istediği uzunlukta yazılarını yazabilir. Ben burada reklamıydı, SEO'suydu bunları bir kenara bırakarak yazıyorum düşüncelerimi. Bir insanın bloğundan kazanç elde etmek istemesi gayet normal ve haklı bir istektir. Emek veriyorsunuz, zaman harcıyorsunuz çünkü. Ancak bana göre en önemli şey yazmak, yazabilmektir. Yazmanın tadına varabilmektir. Ben yazılarımı genellikle kısa yazıyorum. Anlatmak istediğimi okuyucularıma genelde kısa ve öz bir biçimde iletmeye çalışıyorum. Çünkü kısa ve öz bilgi zamandan tasarruf sağlar ve okuyucuyu fazla sıkmaz. Genelde her gün kısa da olsa bir içerik oluşturmaya gayret ediyorum. Tabi yazmadığım günler de oluyor. Düzenli olarak içerik oluşturmak sitenizin trafiği için faydalı. 

Yukarıda da söylediğim gibi bu tamamen bir tercih meselesidir. Peki siz bu konuda neler düşünüyorsunuz? 
Görüşlerinizi paylaşabilirsiniz. Herkese yazı dolu günler :)

Foto Kaynak: https://images.pexels.com/photos/5199/hands-coffee-cup-apple.jpgauto

12 Ekim 2018 Cuma

Turkish Airlines Euroleague Hangi Kanalda?


Real Madrid, Olympiakos, CSKA Moskova, Fenerbahçe, Anadolu Efes ve Darüşşafaka gibi güçlü takımların mücadele ettiği Euroleague'in bu sezon hangi kanalda yayınlandığı basketbolseverlerin merak ettiği konular arasında. Bu yazıda bu turnuvanın hangi kanalda yayınlandığını sizlere açıklayacağım. Ama öncesinde Euroleague'i en çok kazanan takımları öğrenelim. 

Euroleague'de En Çok Şampiyonluk Yaşayan Takımlar 

-İspanyol temsilcisi Real Madrid en çok şampiyonluk yaşayan takım. Real Madrid 10 kez şampiyonluk yaşamış.

-Real Madrid'in ardından ikinci sırada yer alan takım Rus Temsilcisi CSKA Moskova. Rus ekibinin 7 şampiyonluğu var.

-CSKA Moskova'yı altışar şampiyonlukla Yunan temsilcisi Panathinaikos ve İsrail temsilcisi Maccabi Tel Aviv takip ediyor. 

-Temsilcimiz Fenerbahçe'nin ise 1 şampiyonluğu bulunuyor. 

Euroleague Hangi Kanaldan Yayınlanacak?

Euroleague geçen sezon olduğu gibi bu sezon da Digitürk platformundan yayın yapan BeIN Sports kanalından yayınlanacak. Maçlar maalesef şifreli yayınlanacak. Ancak her hafta bir maç şifresiz olarak BeIN Sports Haber kanalından canlı olarak yayınlanacak. 

11 Ekim 2018 Perşembe

Tek Eksik Var...


Milli takımımız kardeş ülke Bosna Hersek ile yaptığı hazırlık maçında sahadan 0-0'lık beraberlikle ayrıldı.  

İstekli, mücadeleci, azimli, hırslı, son dakikaya kadar maçı kazanmanın yollarını arayan bir milli takımımız vardı sahada. Ancak tek bir eksik vardı; o da gol eksikliği... Sonuna kadar galibiyeti kovalayan milli takımımızda son vuruşlardaki beceriksizlik dikkat çekti.

Oynanan maçlardaki sonuçlar ne olursa olsun yeni milli takımı ben çok sevdim. Bana çok sempatik geliyor yeni oluşturulan takım. Başta Çağlar, Ömer Bayram, Okay, Cengiz ve Hakan olmak üzere bütün futbolculardan umutluyum. Artık insanlara adamlık öğretmeye kalkanların oynamadığı, hırslı, istekli, azimli futbolcuların oynadığı bir milli takımımız var. Bu takıma sahip çıkalım ve destek verelim. 

10 Ekim 2018 Çarşamba

Muhteşem Çizimler: Lego Batman Nasıl Çizilir?

Genelde Youtube ve diğer video sitelerinden oldukça çok video izlerim. Seviyorum video izlemeyi. İşte bir gün Youtube'da dolaşırken böyle bir video gördüm ve sizlerle paylaşmaya karar verdim.

 Resim yapmayı sevenler kağıdınızı, kaleminizi, boyalarınızı hazırlayın. Marcello Barenghi adlı Youtube kanalından harika bir çizim sizler için geliyor. Sanatçının "Lego Batman" çizimini büyük bir hayranlıkla izleyeceksiniz. Buyrun hadi izleyelim.

Marcello Barenghi Youtube kanalından diğer çizime şuradan ulaşabilirsiniz.


8 Ekim 2018 Pazartesi

Kısa Kısa Notlar- Sabır ve Zeytinyağı


NOT 1: Sabır 
Sabır gerçekten çok önemli. Ama bazen biz bunun farkına varamıyoruz. Bazı şeylerin gerçekleşmesi için çok aceleci davranıyor ve aceleci davrandığımız için de gerçekçi olmayan ve kötü sonuçlar doğurabilecek kararlar alabiliyoruz. Unutmayalım ki toprağa ekilen tohumların filizlenip gerekli olgunluğa erişebilmesi için bazen aylar bazen de yıllar gerekir. Hepimizin elbette hayalleri var ve bu hayallerimizin gerçekleşmesi için çoğu zaman elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Çaba gösteriyoruz, emek veriyoruz. İşte sabır da en az çaba ve emek kadar çok önemli. Sabrı aklımızdan çıkarmamamız dileğiyle...

NOT 2: Zeytinyağı
Zeytinyağının kalp sağlığı, mide ve sindirim sistemi başta olmak üzere sağlığa birçok faydasının olduğunu biliyordum; ancak beyne faydalı olduğunu yeni öğrendim. Yapılan araştırmalar sonucunda sızma zeytinyağının alzheimer hastalığını önleyici etkisi varmış. Ayrıca görsel ve sözel hafızayı da güçlendiriyormuş. Öğrendim ve sizlerle paylaşmak istedim. İnşallah yararlı olmuştur.

Ayrıca "Kısa Kısa Notlar" başlığı altında yazdığım diğer yazıya buradan ulaşabilirsiniz. 

Foto Kaynak: https://images.pexels.com/photos/7103/writing-notes-idea-conference

7 Ekim 2018 Pazar

"Kitap Paylaşınca Güzel" Diyen Bir Yazar: Lidya Nasman


Size bu kısa yazımda "Kitaplar paylaşınca güzel" diyen bir yazardan bahsedeceğim. Adı Lidya Nasman. Öncelikle kısaca tanıtayım sizlere Lidya Nasman'ı.

20 Ağustos 1979'da İstanbul'da doğan yazar, Temmuz 2012'den beri Afrika ülkelerinde yaşıyor. Yazar önce Cezayir daha sonrasında Etiyopya'da edindiği izlenimleri, tecrübeleri "Aklı Üç Karış Havada" adlı eseriyle romanlaştırmış. 

Yazar Instagram üzerinden bir kampanya başlatmış. Kampanyanın adı "Kitap Paylaşınca Güzel". Bu kampanyaya göre "Aklı Üç Karış Havada" kitabı ülkemizin farklı şehirlerinde halka açık alanlara bırakılıyor bulan herkes okusun, kitaplar paylaşılsın diye. Hem de hiçbir ücret ödemeden... Okuyup bitirdikten sonra siz de bu kitabı başkalarının okumasına vesile olmak için seçtiğiniz herhangi bir yere bırakıyorsunuz. Böylece kitap elden ele dolaşmış oluyor ve birçok insan tarafından okunmuş oluyor. Ne güzel bir kampanya değil mi? 

Görüşlerinizi yorum kısmından belirtebilirsiniz. Görüşmek üzere. 



6 Ekim 2018 Cumartesi

Defans Oyuncuları Forvette Oynarsa...


Hafta içinde Şampiyonlar Ligi'nde Porto'ya şanssız bir şekilde yenilmişti Galatasaray. Gerçekten dramatik ve travmatik bir mağlubiyetti bu. Kaçan sayısız pozisyon ve kaçan galibiyet... İşte bu tatsız yenilgiden sonraki ilk maçta Antalyaspor ile deplasmanda karşılaşan Galatasaray maçı zor da olsa 1-0 kazandı. Cimbom'un golünü 87.dakikada Donk attı. Cimbom bu galibiyetle puanını 18'e yükseltti ve liderliğini sürdürdü. 

Şimdi asıl meseleye gelmek istiyorum. Gomis'in gitmesinden sonra forvet sıkıntısı yaşayan Galatasaray maçın son bölümünde stoper Maicon'u ve defansif orta saha oyuncusu Donk'u forvette oynatmak zorunda kaldı. Teknik direktör Fatih Terim aslında bu hamlesiyle büyük bir risk aldı. Ancak bu riskli hamle meyvesini verdi ve Cimbom, Donk'un attığı kafa golüyle maçı kazandı. Bence bu maç bu ilginç yanıyla yıllarca hafızalardan silinmeyecek. 

Görüşlerinizi yorum kısmından belirtebilirsiniz. Bir dahaki yazımda görüşmek üzere.

5 Ekim 2018 Cuma

İsveç'te Kötü Gece


Avrupa Ligi'ne kendi sahasında Sarpsborg'u 3-1 yenerek başlayan Beşiktaş İsveç'te Malmö'ye 2-0 mağlup oldu.

Geçen sezon Şampiyonlar Ligi'nde gruptan 14 puanla namağlup lider çıkan Beşiktaş'tan bu sezon eser yok. Ne ligde ne de Avrupa'da...

Neyse o konuda yazılacak çok şey var ama girmek istemiyorum oralara. Şimdi sorum şu: Peki neden yenildi Beşiktaş? Fazla uzatmadan kısaca belirteyim. Bence mağlubiyetin baş sorumlusu takımı maça iyi hazırlayamayan, Babel ve Quaresma gibi takımın en etkili oyuncularını ilk 11'de başlatmayan teknik direktör Şenol Güneş'tir. Peki Atiba'nın Avrupa Ligi listesine dahil edilmemesine ne demeli? Yaşı ilerlemesine rağmen çok iyi işler yapan Atiba bu sezon Avrupa Ligi maçlarında oynayamayacak. Gerçekten şaka gibi. Atiba en kötü haliyle bile Beşiktaş kadrosunda kendisine yer bulur bence.

Neyse... Beşiktaş'ın grubu kolay bir grup. Beşiktaş bu gruptan çıkar kanımca çıkmalıdır da. Aksini düşünmek bile istemiyorum. Ama acilen Beşiktaş'ın silkelenip kendine gelmesi lazım. Bir Galatasaraylı olarak Beşiktaş'a ve diğer tüm takımlarımıza Avrupa maçlarında başarılar diliyorum. Hepsinin yolu ve bahtı açık olsun.

4 Ekim 2018 Perşembe

Beceriksizlik mi, Talihsizlik mi?


Şampiyonlar Ligi'nde ilk maçında İstanbul'da Lokomotiv Moskova'yı 3-0 mağlup eden Galatasaray, ikinci maçında deplasmanda Porto'ya 1-0 mağlup oldu.

Hiç hak etmedik aslında mağlubiyeti. Şampiyonlar Ligi seviyesine yakışır bir futbol oynadık, ancak Şampiyonlar Ligi seviyesine yakışmayan bir gol becerisi eksikliği vardı takımımızda. Çok pozisyon bulduk Sinan Gümüş'le, Nagatomo'yla, Rodrigues'le... Ama bir türlü başaramadık gol atmayı.

Yazık oldu gerçekten. İkinci yarının başında çok basit bir gol yedik ve yediğimiz golden sonra bocaladık, sonra yine toparlanır gibi olduk, pozisyon da bulduk ama çeviremedik maçı. Ancak şunu söylemeliyim ki oynadığımız futbol umut verici.

 Kaçırdığımız gol pozisyonlarına tekrar değinmek istiyorum. Gerçekten inanamıyorum kaçırdığımız gollere. Beceriksizlik mi desem talihsizlik mi desem bilemedim. Neyse, inşallah diğer maçlarda telafi ederiz. Yolun ve bahtın açık olsun Galatasaray.


3 Ekim 2018 Çarşamba

Üniversitelerde Boş Kontenjan Meselesi


Üniversiteli olmak bambaşka bir şeydir. İnsana çok yararı var. Öncelikle üniversiteyi kazanarak bir bilim yuvasına -ki ülkemizde üniversitelerin bir bilim yuvası olduğu tartışmalı bir konudur- adım atmış olursunuz. Eğer içiniz öğrenme aşkıyla doluysa doğru adrestesiniz.

İkinci yararı kitaplarla, kütüphanelerle içli dışlı iseniz üniversitelerin kütüphanelerinden yararlanarak çeşitli okuma deneyimleri yaşarsınız. Okudukça kendinizi geliştirirsiniz.

Üçüncü yararı kazandığınız üniversitenin imkanlarından iyi yararlanabilirseniz okuyarak, öğrenerek ufkunuzu genişletip, farklı bakış açıları kazanabilirsiniz. Hayata, olaylara ve durumlara farklı açılardan bakabilirsiniz. 

Dördüncü yararı ise üniversitede yeni insanlarla tanışıp sosyalleşirsiniz. Bambaşka hayatları tanıma fırsatı bulursunuz. 
NOT: Üniversite arkadaşlıkları genelde hikayedir. Herkes mezun olduktan sonra birbirini unutur. 

Bu ve bunun gibi birçok madde sıralayabiliriz aslında. Ama ben asıl meseleye gelmek istiyorum.

Neden her yıl üniversitelerde yüz binlerce kontenjan boş kalıyor? Düşündüm ve nedenlerini tespit etmeye çalıştım. İşte tespitler: 

1) YÖK ve ÖSYM'nin yaptığı yanlış kontenjan planlamaları en büyük etken. Bol keseden kontenjan veriliyor bazı bölümlere. 

2) Üniversite adaylarını bilinçlendirmeye ve doğru yönlendirmeye yönelik rehberlik hizmetleri ilgili kurumlarca yeterli bir şekilde yapılamıyor.

3) Bazı bölümler istihdam açısından sıkıntılı. Üniversite adayları mezuniyet sonrası istihdam olanaklarını yani iş bulma olanaklarını dikkate alıyor. Bu nedenle bazı bölümleri puanı yetse bile tercih etmiyor.

4) Öğrenciler "üniversite mezunu işsiz ordusu"nu görünce belki de tamamiyle üniversite okumaktan vazgeçiyor ve polislik vb. meslekleri tercih ediyor.

5) Üniversite diplomasının artık işe girişlerde yeterince bir hükmü kalmadı. Yani üniversite adayları "Diplomam kimin umrunda?" diyerek üniversite okumak istemiyor.

6) Eğitim fakültelerinin hali ise perişan. Öğretmen yetiştiren bu fakültelerden mezun olan öğretmen adayları "atanamayan/ataması yapılmayan öğretmenler ordusu"na -ki bu ordunun kişi sayısı İzlanda'nın nüfusundan fazla- katılıp gençliğini KPSS Genel Kültür-Genel Yetenek, Eğitim Bilimleri, Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi (ÖABT) ve mülakat ile harcıyor. Bunu gören üniversite adayı ise eğitim fakültelerine girmeyi tercih etmiyor; girse de başka çaresi olmadığından giriyor.

Değerli dostlar, benim görüşlerim, tespitlerim bunlar. Katılırsınız veya katılmazsınız orası ayrı mesele. Yetkililerin bu duruma kesinlikle çare bulması gerek. İnşallah sorunlar çözülür ve sağlıklı bir sisteme kavuşuruz.

Soru, görüş ve önerilerinizi yorum kısmından belirtebilirsiniz. 

Foto Kaynak: https://www.pexels.com/photo/photography-of-people-graduating-1205651/


1 Ekim 2018 Pazartesi

Kitap Kurtlarının Dikkatine: Ekim Ayı Fırsatı


Okumak gerçekten çok büyük bir keyif. İyi ki kitaplar var. Ben de vakit buldukça kitap okumaya çalışırım. Günlük hayatın sıkıntılarından az bir süreliğine de olsa uzaklaşmak için gerçekten kitaplar birebir. 

Neyse, asıl maksadıma geleyim. Sevgili kitap kurtları sizlere bir fırsat haberim var. Kitapyurdu.com'da ekim ayı boyunca Falih Rıfkı Atay, Asa Lind, Mine Soysal, Sait Faik ve Jo Nesbo'nun kitapları indirimli. İşte bu da fotosu:


Beni özellikle Falih Rıfkı Atay ve Sait Faik Abasıyanık'ın kitaplarının indirimli olması heyecanlandırdı. Fırsatını bulursam almaya gayret edeceğim. Herkese kitap dolu günler ve keyifli okumalar:)


Fenerbahçe'de Kriz


Yazımın başlığını "Fenerbahçe'de Kriz" olarak belirledim. Çünkü hakikaten bir kriz, bir kaos var Fenerbahçe'de. Bu sezon izlediğim Fenerbahçe son yılların en dirençsiz, en kötü Fenerbahçe'si. Bu sezon oynadığı 10 resmi maçta sadece 2 galibiyet alabilen, Dinamo Zagreb ve Rizespor deplasmanlarında dağılan bir Fenerbahçe... 7 haftada 7 puan... Fenerbahçe gibi büyük bir kulübün 7 haftada 7 puan alabilmesi asla kabul edilemez. 

Fener'in teknik direktörü ligimize uygun bir teknik direktör değil. Aynı zamanda takımı ve ligimizi de tanımıyor. Oyunu okuyamıyor. Oyunu okuyamadığı için de oyuncu değişikliklerinde yanlış kararlar alıyor. "Takım daha yeni" diyeceksiniz belki de. Evet, daha yeni. Ama Fenerbahçe taraftarı kötü oyunu, mücadelesizliği, dirençsizliği asla kabul etmez. Fenerbahçe taraftarı sürekli hücum yapan, rakibi yarı sahasına hapsedip boğan, pres yapan, rakibe savunma yaptırtan bir takım ister. 

Peki bu krizin, bu kötü gidişin sorumlusu kim? Başkan Ali Koç mu, sportif direktör Comolli mi, teknik direktör Cocu mu yoksa sahada ruh gibi dolaşan futbolcular mı? Bence hepsi bu kötü gidişten sorumlu.

Çare ne mi? Çare bu ligi iyi tanıyan bir teknik direktör. Artık o teknik direktör Ersun Yanal mı olur ya da başkası mı olur onu bilemem. 

Görüşlerinizi yorum kısmında belirtebilirsiniz. Sağlıcakla kalın.