11 Mayıs 2026 Pazartesi

Türkçe/Edebiyat Dersi - Haftanın Panosu-4


Haftanın Atasözü:

Karpuz kabuğunu görmeden denize girme:

Bir işi en uygun zamanı gelmeden yapma. 


Haftanın Deyimi:

İğne deliğinden Hindistan'ı seyretmek:

Küçük bir olaydan büyük anlamlar çıkarmak.


Haftanın Sözcüğü:

Hinoğluhin:

Çok kurnaz, her dönemin şartlarına uyabilen (kimse). 


Doğru Yazalım:

❌ herkez

✅ herkes


Haftanın Sözü:

Kitap benim has bahçemdi. Hayat yolculuğumun sınır taşları kitaplardı.

Cemil Meriç 


Haftanın Alıntısı:

Geceleri sabahlara kadar okumayayım da ne yapayım? Ben, el ayak çekildikten sonra odamın kapısını sürmeleyip kitaplarımla baş başa kalmak saatini dört gözle beklerim. Çünkü, ömrümün bütün hazin sergüzeştini ve yaşadığım anın ağır sıkıntısını unuttuğum tek saattir. 

Yakup Kadri Karaosmanoğlu / Yaban 


Haftanın Dizeleri:

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...

Gölgende bana da, bana da yer ver. 

Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:

Yurda ay yıldızının ışığı yeter.

Arif Nihat Asya 



Haftanın Yazarı:

Yakup Kadri Karaosmanoğlu:

Özellikle romanları ve öyküleriyle edebiyatımızda önemli bir yeri olan Yakup Kadri, “Yaban” adlı romanında I. Dünya Savaşı'nın bitimiyle birlikte Sakarya Savaşı’nın sonuna kadar olan sürede bir Anadolu köyünde köy halkının Milli Mücadele’ye ilişkin tutumlarını ve tavırlarını Ahmet Celâl isimli bir Türk subayının ve aydınının gözüyle verir.

Yakup Kadri’nin Eserleri:

Öykü: Bir Serencam, Rahmet, Milli Savaş Hikâyeleri

Roman: Kiralık Konak, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore, Yaban, Ankara, Bir Sürgün, Panorama I, Panorama II, Hep O Şarkı.

Anı: Zoraki Diplomat, Anamın Kitabı, Vatan Yolunda, Politikada 45 Yıl, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları

Mensur Şiirler: Erenlerin Bağından, Okun Ucundan.


Haftanın Şairi:

Arif Nihat Asya:

Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en önemli temsilcilerinden olup, sade bir üslupla millî ve dinî değerleri işleyen şiirler yazan Arif Nihat Asya'nın tanınmış şiirleri arasında  "Bayrak, Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor" adlı şiirleri vardır. "Bayrak" şiirinden dolayı Türk edebiyatında "Bayrak şairi" olarak da anılır.


Haftanın Kitabı: 

Yaban / Yakup Kadri Karaosmanoğlu 

Kaybedilen I. Dünya Savaşı'nın sonunda emir eri Mehmet Ali'nin davetiyle Porsuk Çayı'nın kıyısındaki bir köyde kalan genç, vatansever bir subay olan Ahmet Celâl'in gözünden aydın-halk kopukluğunun yoğun bir şekilde anlatıldığı “Yaban” romanı, Yakup Kadri'nin “Anadolu Mezalimini Tahkik Komisyonu” ile birlikte Anadolu'ya yaptığı bir teftiş gezisinin ürünüdür.

Romanın başkahramanı Ahmet Celâl, savaşta sağ kolunu kaybetmiş vatansever bir subaydır. Ahmet Celâl, köy halkının Milli Mücadele’ye karşı ilgisizliğini, kayıtsızlığını büyük bir hayret ve dehşetle izler. Köy halkının bu durumu Ahmet Celâl’in içini adeta yakıp kavurmaktadır.


 


5 Mayıs 2026 Salı

Kavramlar/Terimler Sözlüğü - 2. Hafta

 

Pek çok bilim dalından derlediğimiz kavramların ve terimlerin yer aldığı "Kavramlar/Terimler Sözlüğü" adlı çalışmamızın 2. hafta içeriğinde bilgi dağarcığımıza yeni bilgiler katmayı hedefledik. 2.hafta içeriğimiz sizinle... 

👇👇 

Epistemoloji:

Bilginin temelini, bilim alanında uygulanan yöntemleri, sınır ve güvenilirlik bakımından inceleyip araştıran felsefe dalı; bilgi kuramı, bilgi felsefesi. 


Ontoloji:

Var olanların özü üzerine araştırma yapan bilim; varlık bilimi, varlık felsefesi. 


Sentaks:

Cümleler oluşturulurken kelime veya kelime gruplarının bir araya geliş kurallarını inceleyen dil bilgisi kolu; söz dizimi, tümce bilgisi, cümle bilgisi, nahiv. 


Gramatik:

1. Dil bilgisi ile ilgili.

2. Dil bilgisi açısından.


Gramatikal:

Dil bilgisi kurallarına uygun.


Epidemi:

Salgın.


Epidemiyoloji:

Salgın hastalıkları inceleyen hekimlik dalı.


Pandemi:

Küresel salgın.


Jeomorfoloji:

Yeryüzü engebelerini ve aşınma ile ilgili gelişimleri inceleyen bilim; yüzey bilimi. 


Jeodezi:

Yerin boyutlarını ve biçimini konu olarak inceleyen bilim; yer ölçümü.

4 Mayıs 2026 Pazartesi

Türkçe/Edebiyat Dersi - Haftanın Panosu - 3


 Haftanın Atasözü:

Atına bakan ardına bakmaz:

Görevini eksiksiz yapan, aracını iyi kullanan kimse, kendisini kötü duruma düşmekten kurtarmış olur. 


Haftanın Deyimi:

Hay hayı gitmek vay vayı kalmak:

Sağlığını, gençliğini yitirerek yakınır duruma gelmek.


Haftanın Sözcüğü:

Yüksünmek:

Bir işi kendine yük saymak, yük olarak kabul etmek, bir iş karşısında isteksiz davranmak; ağırsamak.


Doğru Yazalım:

göktaşı

✅ gök taşı


Haftanın Sözü:

Okumak alışkanlıkların en asilidir.

Antoine Albalat



Haftanın Alıntısı:

Şu ömrü mevsimlere benzetenler iyi etmişler doğrusu. Herkesin bir ilkbaharı, bir yazı, güzü, kışı oluyor işte.

Sait Faik Abasıyanık 



Haftanın Dizeleri:

Açma pencereni perdeleri çek, 

Mona Rosa seni görmemeliyim. 

Bir bakışın ölmem için yetecek. 

Anla Mona Rosa ben bir deliyim. 

Açma pencereni perdeleri çek.

Sezai Karakoç 



Haftanın Yazarı:

Sait Faik Abasıyanık:

Türk edebiyatının en güçlü öykücülerinden olan Sait Faik’in öykülerinde bir şiirsellik vardır. Sait Faik, bu şiirsel üslubuyla küçük, sıradan insanların bilinmeyen yönlerini okuyucuya aktardı. İnsana ve doğaya daima sevgiyle yaklaşan yazar bunu öykülerinde defalarca kendine özgü üslubuyla dile getirdi. Durum hikâyesinin en güçlü temsilcilerinden olan Sait Faik Abasıyanık'ın eserleri ise şunlardır:

Öykü: Semaver, Sarnıç, Şahmerdan, Lüzumsuz Adam, Mahalle Kahvesi, Havada Bulut, Kumpanya, Havuz Başı, Son Kuşlar, Alemdağ’da Var Bir Yılan, Az Şekerli

Roman: Medar-ı Maişet Motoru (2.baskısı Birtakım İnsanlar adıyla), Kayıp Aranıyor


Haftanın Şairi:

Sezai Karakoç:

İslâmî duyarlılıkla kaleme aldığı eserleriyle tanınan sanatçımızdır. Şiir türünde “Körfez, Şahdamar, Hızırla Kırk Saat, Taha’nın Kitabı, Gül Muştusu, Zamana Adanmış Sözler” gibi eserler kaleme alan sanatçı aynı zamanda deneme türünde kabul edebileceğimiz “Diriliş Muştusu” ve “Diriliş Neslinin Âmentüsü” adlı eserleriyle de ünlüdür. “Ey Sevgili” olarak bilinen “Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine” ve “Mona Rosa” adlı şiirleri en çok okunan şiirlerindendir.


Haftanın Kitabı: 

Bunun Adı Findel / Andrew Clements

Beşinci sınıfta olan ve sorduğu sorularla ders kaynatmakta üstüne olmayan Nick ile dil bilgisi öğretmeni Bayan Granger arasında meydana gelen tatlı bir "sözcük savaşı"nı konu alan muhteşem bir eser... Kalem yerine" findel" demeye başlayan Nick'in bulduğu yeni kelime okulda, kasabada yayılır ve gazete ve televizyonlara konu olur. Nick'in "kalem" yerine bulduğu bu ilginç kelime tahmin edilemeyecek sonuçlara yol açacaktır.


26 Nisan 2026 Pazar

Kavramlar/Terimler Sözlüğü - 1.Hafta


 Pek çok bilim dalından derlediğimiz kavramların ve terimlerin yer aldığı "Kavramlar/Terimler Sözlüğü" adlı çalışmamızın 1. hafta içeriğinde bilgi dağarcığımıza yeni bilgiler katmayı hedefledik. 1.hafta içeriğimiz sizinle... 

👇👇 

Zooloji:

Biyolojinin, hayvanların yapı, görev, davranış ve sınıflandırmaları, yeryüzündeki dağılışlarıyla uğraşan bilim dalı; hayvanat, hayvan bilimi. 


Entomoloji:

Böceklerin yapısını, yaşayışını ve hastalık yapıcı niteliklerini inceleyen bilim dalı; böcek bilimi.


Entomolog:

Böcek bilimci.


Botanik:

Bitkilerin tanımlanması ve sınıflandırılmasıyla ilgilenen bilim dalı; nebatat, bitki bilimi. 


Dendroloji:

Ağaç bilimi.


Dendrolog:

Ağaç bilimci.


Semantik:

Dili anlam açısından inceleyen bilim dalı; anlam bilimi. 


Morfoloji:

Kelimelerin yapısını, türeme yollarını ve çekim biçimlerini içeren bilgi; şekil bilgisi, yapı bilgisi, sarf, biçim bilgisi. 


Kardiyoloji:

Anatomi, fizyoloji ve patolojinin kalp ile ilgili bölümleri.


Kardiyak:

1. Kalp hastalığı olan kimse. 

2. Kalple ilgili.



21 Nisan 2026 Salı

Türkçe / Edebiyat Dersi - Haftanın Panosu 2


 Haftanın Atasözü:

Pekmez gibi malın olsun, Antakya'dan sinek gelir:

Malı güzel olan kimse için müşteri kaygısı yoktur, onun malına uzak yerlerden bile istekli çıkar. 


Haftanın Deyimi:

Lafın altını kazımak:

Konuyu iyice deşmek, önünü arkasını araştırmak. 


Haftanın Sözcüğü:

Tekdüze:

Değişmeksizin, düzenli, aynı biçimde tekrarlanan, sürüp giden; tek örnek, muttarit, yeknesak, monoton. 


Doğru Yazalım:

❌ yıldönümü 

✅ yıl dönümü


Haftanın Sözü:

Toplum sevgi ile kaynaşır, adaletle yaşar, dürüst çalışmakla hayatta kalır.

Farabi


Haftanın Alıntısı:

Ama bazen öyle anlar olur ki hiçbir şeyin değeri kalmaz. Bu duyguyu herkes bilir.

Michael Ende / Momo


Haftanın Dizeleri:

Ne hoş ey Tanrım, ne hoş, 

İller, göller, kıtalar aşmak. 

Ne hoş deniz deniz dolaşmak 

Düşünceler gibi başıboş. 

Versem kendimi bütün bütün 

Bir yelkenli olup engine; 

Kansam bir an güzelliğine 

Kuşlar gibi serseri ömrün. 

Orhan Veli Kanık 



Haftanın Yazarı:

Peyami Safa:

Edebiyat, felsefe, psikoloji, sosyoloji gibi değişik alanlarda eserler vererek çok yönlü olabilmeyi başaran sanatçı roman türünde verdiği eserlerle edebiyat tarihimizdeki yerini almıştır. Sanatçı roman türünde “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu”, “Fatih-Harbiye”, “Bir Tereddüdün Romanı”, “Matmazel Noralya’nın Koltuğu”, “Yalnızız”, “Şimşek”, “Sözde Kızlar”, “Canan”, “Biz İnsanlar” gibi eserler kaleme almıştır.


Haftanın Şairi:

Orhan Veli Kanık:

Garip akımının kurucularından olan Orhan Veli Kanık, kaleme aldığı şiirlerle edebiyatımıza damga vurmuş şairlerimizdendir. “Garip”, “Vazgeçemediğim”, “Destan Gibi”, “Yenisi”, “Karşı” gibi şiir kitapları olan sanatçı daha çok “İstanbul’u Dinliyorum” ve “Anlatamıyorum” adlı şiirleriyle hafızalarda yer edinmiştir.


Haftanın Kitabı: 

Momo / Michael Ende:

İyi bir dinleyici olan ve bunun için de bol zamanı olan Momo bu yeteneğiyle insanlar arasında olumlu bir bağ kurar. Ancak bir süre sonra yolunda gitmeyen olaylar cereyan eder. İnsanların zamanını çalma konusunda oldukça ince hesaplar yapan “duman adamlar” ortaya çıkar ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. 

Peki, Momo duman adamlarla olan mücadelesinden galip çıkabilecek midir?

Michael Ende’nin yazdığı “Oysa zaman yaşamın kendisiydi. Ve yaşamın yeri yürekti.” cümlesiyle anılan, “çağdaş bir masal” tadındaki “Momo”yu seveceğinize inanıyor ve okumanızı tavsiye ediyoruz.



12 Nisan 2026 Pazar

Edebî Ajanda: En Güzel Alıntılar-1


 Edebiyat, duygu ve düşüncelerin karşıdaki kişiyi etkileyecek şekilde estetik bir dille anlatıldığı bir güzel sanat dalıdır. Edebiyatımızda öyle ifadeler vardır ki günlerce, haftalarca, aylarca ve hatta yıllarca etkisinden kurtulamayız. Biz de "Edebî Ajanda" bölümümüzde sizin için bu güzel ifadelerin bir kısmını bir araya getirdik. "En Güzel Alıntılar" 1. bölümüyle sizlerle... 


En Güzel Alıntılar - 1


-Var olmak istemek ve sevmektir.

 Nurettin Topçu / Var Olmak


-Hayatım her gün kazandığım yeni yalnızlıklarla zenginleşiyor.

Mustafa Kutlu / Yoksulluk İçimizde


-Hayat uzun bir yolculukta bir ağacın altında verilen kısa bir mola gibi. Kervan yürüyor. İnsan acıyla olgunlaşıyor.

Kemal Sayar / Merhamet


-İnsan bekliyor, bekliyor, bekliyordu, düşünüyor, düşünüyordu, şakakları ağrımaya başlayana kadar düşünüyordu. Hiçbir şey olmuyordu. İnsan yalnız kalıyordu. Yalnız. Yalnız.

Stefan Zweig / Satranç 


-Onunla beni bizim iradelerimizin üstünde bir bağın bağladığına eminim.

Sabahattin Ali / İçimizdeki Şeytan


-Kim hatıralarının yükünü yalnız başına taşıyabilir ki?

Ali Ayçil / Yenilgiden Dönerken


-Mutluluk, birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor.

Cengiz Aytmatov, Toprak Ana


-Hayat sizi beklemez, siz de hayatı bekletemezsiniz.

İlber Ortaylı / İnsan Geleceğini Nasıl Kurar?



-Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;

Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!

Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;

Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Necip Fazıl Kısakürek 



-Sen akşamlar kadar büyülü, sıcak,

Rüyalarım kadar sade, güzeldin,

Başbaşa uzandık günlerce ıslak

Çimenlerine yaz bahçelerinin.

Ahmet Hamdi Tanpınar



6 Nisan 2026 Pazartesi

Türkçe Dersi / Haftanın Panosu - 1


 Haftanın Atasözü:

Harmanda dirgen yiyen sıpa, yılına kadar acısını unutmaz: 

Uygunsuz davranışlarından dolayı cezalandırılanlar uzun süre aynı davranışı göstermezler. 



Haftanın Deyimi:

Aklının terazisi bozulmak:

Akıllıca olmayan davranışlarda bulunacak bir duruma düşmek.



Haftanın Sözcüğü:

Dirgen:

Genellikle harmanda sapları yaymaya yarayan demirden, çatallı bir tarım aracı; çatal, diren.



Doğru Yazalım:

❌ alçakgönüllü
✅ alçak gönüllü 



Haftanın Sözü:

Güler yüz zayıflığın değil, insan olmaktan korkmayacak gerçek güce sahip olmanın, olgun insan olmanın ifadesidir.

Doğan Cüceloğlu 



Haftanın Alıntısı:

İstinat noktaları yavaş yavaş aşınan, sonra günün birinde en ehemmiyetsiz bir sarsıntı ile birdenbire çöken binalara benzedim.

Reşat Nuri Güntekin / Acımak 



Haftanın Dizeleri:

Gökyüzünün başka rengi de varmış! 
Geç farkettim taşın sert olduğunu. 
Su insanı boğar, ateş yakarmış! 
Her doğan günün bir dert olduğunu, 
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Cahit Sıtkı Tarancı /Otuz Beş Yaş Şiiri 



Haftanın Yazarı:

Reşat Nuri Güntekin:

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında kaleme aldığı roman, öykü ve tiyatro türündeki eserleriyle ses getiren Reşat Nuri Güntekin, eserlerinde Anadolu’yu ve Anadolu insanının yaşantısını yalın bir dille okuyucularına aktarmayı başarmış bir sanatçıdır. “Çalıkuşu”, “Dudaktan Kalbe”, “Yeşil Gece”, “Acımak”, “Yaprak Dökümü”, “Kızılcık Dalları”, “Miskinler Tekkesi”, “Kavak Yelleri”, “Gizli El” gibi eserleriyle ünlüdür.



Haftanın Şairi:

Cahit Sıtkı Tarancı:

 Şiirlerinde ağırlıklı olarak “yalnızlık” ve “ölüm” temalarını işleyen şair, edebiyatımızda “ölüm şairi” olarak da tanınır. “Ömrümde Sükût”, “Otuz Beş Yaş”,” Düşten Güzel”, “Sonrası” adlı şiir kitapları vardır.



Haftanın Kitabı: 

Acımak (Reşat Nuri Güntekin):

İdealist, taviz vermeyen, disiplinli bir öğretmen olan Zehra öğretmen ile  babası Mürşid Efendi'nin hüzünlü öyküsünü okuyacaksınız bu eserde. Bu hüzünlü öyküyü okurken acıma duygusunu yüreğinizde tüm yoğunluğuyla hissedeceksiniz. Ayrıca bu zavallı adamın hüzünlü öyküsünü okurken yüreği katılaşmış, ahlâksız, şeref yoksunu insanlara ise âdeta veryansın edeceksiniz. Ayrıca hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacak; olayların, durumların arkasında bambaşka şeylerin olduğunu anlayarak belki de hayata ve insanlara bakış açınız ve yaklaşımınız değişecek.

28 Temmuz 2025 Pazartesi

Zaman ve İnsan


 "Zaman" kavramını tanımlasak birbirinden farklı ve dikkat çekici cevaplar gelebilir hepimizden. Çünkü zamanın bizde yaptığı çağrışımlar hepimiz için farklıdır. Bu nedenle "zaman" kavramının tanımı kişiden kişiye değişir. Ancak öyle bir şey var ki bu konuda çoğu insan hemfikirdir: Zamanın hızla geçip gitmesi...


Evet, zaman hızla geçip gidiyor. Arkasına bakmıyor. Bizden izin istemiyor. Biz istesek de istemesek de zaman bütün hızıyla geçip gidiyor. Biz ise geçip giden zamanın arkasından çaresizce bakıyoruz. Tüm özlemlerimizle, tüm pişmanlıklarımızla bakıp duruyoruz. Şaşırıyoruz nasıl geçtiğini anlayamadığımız için. Geçmişteki fotoğraflarımıza baktığımızda zamanın izini yüzümüzde görüp ne kadar değiştiğimizi fark ediyor ve yine şaşırıyoruz.


Oysa zaman tüm garipliğiyle karşımızda duruyor. Zamanın içindeyiz, yaşıyoruz, görüyoruz ve hissediyoruz. Zamanı durduramayız ama zamanı iyi değerlendirebiliriz. Bize düşen ise hemen şimdi bunun yollarını düşünüp bulmak ve uygulamak. 

4 Temmuz 2025 Cuma

Anlamak Güç...



 Anlamak güç... Durup düşünmeye vaktimiz yok. Fevriyiz. Araştırmıyoruz. Okumuyoruz. Her konuya hâkimiz. Verilecek akla ihtiyacımız yok. Çünkü biz aklın, zekânın ta kendisiyiz. Her konuya yapacak bir yorumumuz var. Bilsek de bilmesek de yorum yapıyoruz. "Bilmiyorum" deyip bir kenara çekilmek bizim için zayıflık göstergesi. Aynı zamanda kibar olmak, nezaket göstermek de bir zayıflık göstergesi. Aynı zamanda bir eziklik... Enerjimizi okumaya, öğrenmeye, beceri geliştirmeye değil de başkalarının kusurlarını aramaya harcayıp o kişilerin ayaklarını kaydırmaya çalışıyoruz. Ayağı kayan kişinin ayağının kayması bize faydası olmasa da nedense zevk veriyor, anlamak güç gerçekten. 


Söz konusu insansa çoğu şeyi anlamak gerçekten güç... 


27 Mart 2023 Pazartesi

Devrim niteliğindeki DeFi Protokolü IPOR 22 Mart 2023'te Bitget'te listelenecek

 

Bitget, geleneksel finans oyuncuları için IPOR pratik çözümü ile DeFi ve TradFi arasındaki boşluğu dolduracak

Victoria, Seyşeller, 20 Mart, 2023 - En büyük kripto Copy Trade platformu Bitget, IPOR'un spot piyasanın İnovasyon Alanında listeleneceğini duyurdu. Dijital varlık için yatırma hizmetleri 22 Mart 2023 10:00’dan (UTC+3) itibaren sunulacak ve listeleme aynı gün saat 15:00'de (UTC+3) yapılacaktır.

IPOR Protocol, Inter Protocol Over-block Rate (IPOR) endeksini kullanan merkeziyetsiz bir faiz oranı türev borsasıdır. IPOR Endeksi, IPOR AMM, likidite havuzları ve Varlık Yönetimi akıllı sözleşmeleri aracılığıyla saklama kuruluşu olmayan zincir içi faiz oranı swapları sunmaktadır. Protokol, gelişmekte olan DeFi kredi piyasaları için faiz oranı türevleri ve endeksleri de dahil olmak üzere risk yönetimi araçları sağlayarak DeFi ve TradFi arasındaki boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Bu durum istikrarı artırmakta ve sabit gelirli yatırımları geleneksel finans oyuncuları için daha cazip hale getirmektedir.

IPOR ekibinin 2011 yılından bu yana kripto sektöründe yer alan üyeleriyle sahip olduğu engin deneyim, ona önemli avantajlar sağlamaktadır. Üç doktoralı, sabit gelir alanında 20 yılı aşkın deneyime sahip kuantörler, 15 yılı aşkın deneyime sahip kurumsal yazılım geliştiricileri, Cardano'nun danışmanları ve 1inch'in kurucusu yer alıyor. TradFi'deki faiz oranı türev piyasası 450 ila 600 trilyon nominal arasında muazzam bir büyüklüğe sahipken, DeFi'de henüz kullanılmamıştır. IPOR protokolü, TVL'de 40 milyon doların üzerinde bir rakamla ilk 5 türev platform arasında ve Ethereum'da ilk 2 sırada yer almaktadır.

Bitget Yöneticisi Gracy Chen: "Vadeli işlemler ve Copy Trade’de lider bir kripto borsası olarak, ürün tekliflerini genişletmek bu yılki ana stratejimiz. Ayı piyasasında bile, hızla büyüyen spot işlemler piyasamızda daha fazla gelecek vaat eden projeyi desteklemekten mutluluk duyuyoruz ve IPOR'un benzersiz özelliklerinin hem DeFi hem de TradFi oyuncularını çekerek DeFi'yi daha geniş bir kitleye ulaştıracağına inanıyoruz."

Coingecko'ya göre, Bitget'in 24 saatlik işlem hacmi 845 milyon dolar civarında ve tüm spot borsalar arasında 10. sırada yer alıyor. Platform şu anda 529 işlem çifti ile 460'ın üzerinde coin'i desteklemektedir.

Bitget Hakkında

2018 yılında kurulan Bitget, temel özellikleri olarak yenilikçi ürünler ve sosyal işlem hizmetleri ile dünyanın lider ilk beş kripto para borsası arasındadır. 100'den fazla ülke ve bölgede 8 milyondan fazla kullanıcıya hizmet veren borsa, güvenli, tek noktadan işlem çözümü sunarak kullanıcıların daha akıllı işlem yapmalarına yardımcı olmayı taahhüt eder. Ayrıca, aralarında efsanevi Arjantinli futbolcu Lionel Messi, lider İtalyan futbol takımı Juventus ve resmi eSpor etkinlikleri organizatörü PGL'nin de bulunduğu güvenilir partnerlerle yaptığı işbirlikleri aracılığıyla bireylere kriptoyu benimsemeleri için ilham veriyor. Coingecko’ya göre, Bitget şu anda en iyi 5 vadeli işlem platformu ve en iyi 10 spot işlem platformu arasında yer alıyor.

 

Daha fazla bilgi için  Website  |  Twitter  |  Telegram  |  LinkedIn  |  Discord

Medya soruları için iletişim: mert.k@bitget.com

 

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

1 Ağustos 2022 Pazartesi

2022-2023 Sezonunda İngiltere Premier Lig Hangi Kanalda?

 


Manchester City, Liverpool, Chelsea, Arsenal, Tottenham, Manchester United gibi güçlü takımların amansız mücadelesine sahne olan ve son yıllarda Manchester City-Liverpool düellosuna şahit olduğumuz İngiltere Premier Lig'in 2022-2023 sezonunda hangi kanalda yayınlanacağı futbolseverler tarafından merak ediliyor. 

2022-2023 Sezonunda İngiltere Premier Lig Hangi Kanalda? 

2021-2022 sezonunda Manchester City'nin şampiyon olarak tamamladığı İngiltere Premier Lig 2022-2023 sezonunda beIN Sports ekranlarında futbolseverlerle buluşacak. 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

21 Haziran 2022 Salı

2022-2023 Sezonunda Euroleague'de Hangi Takımlar Yer Alacak?

 

Avrupa'nın 1 numaralı basketbol organizasyonu olan Euroleague'de 2022-2023 sezonunda hangi takımlar yer alacak? Cevabı yazımızda... 

Avrupa'nın 1 numaralı basketbol organizasyonu olan Euroleague'e katılacak takımlar belli oldu. CSKA Moskova, Zenit ve UNICS Kazan gibi Rus takımlarının katılamayacağı Euroleague'de 2022-2023 sezonunda şu takımlar boy gösterecek:

-Anadolu Efes

-Fenerbahçe Beko, 

-ALBA Berlin, 

-Monaco

-Milano, 

-Baskonia, 

-Kızılyıldız, 

-Barcelona, 

-B.Münih, 

-Asvel, 

-Maccabi, 

-Olympiacos, 

-Panathinaikos, 

-Partizan, 

-R. Madrid, 

-Valencia, 

-Bologna, 

-Zalgiris




16 Ocak 2022 Pazar

Kısa Kısa Notlar: Okumak ve Roman


Okumak:

Sayarak bitirmemiz mümkün değil aslında okumanın yararlarını. Ama yine de kısaca bir giriş yapalım. Hayatı anlamanın ve anlamlandırmanın, yeni bakış açıları kazanmanın, bilgi ve düşünce evreninde kendine yer edinmenin, keşifler yapabilmenin, her açıdan yenilenebilmenin biricik anahtarı okumaktır. Okuyan insan hem düşünce dünyasını zenginleştirir hem de hayal dünyasına yepyeni halkalar ekler. Ama her kitap, her eser bu işlevi görebilir mi? Bu sorunun cevabı elbette kişiden kişiye değişir. Ama çoğu insan her kitabın bu işlevi göremeyeceğini söyler ve nitelikli kitapların bizi ileriye götürebileceğini savunur. Ama bazı insanlar da en kötü eserde bile insanın gelişimine katkı sağlayabilecek küçük de olsa bir olumlu noktanın olabileceğini savunur. Bu noktada sanırım görebilmek önemli, okurken olumlu olan noktaları görüp onları adeta cımbızla çekebilmek...

İlginizi Çekebilir: Kitap Okumak İçin 21 Önemli Neden

Roman:

Kimi zaman bir düş penceresi, kimi zaman da toplumu, toplumun geçirdiği değişimleri anlamanın en iyi rehberi... Kitap kurtları bilir, roman tanımı kolay olsa da aslında tanımı yapılamayacak bir tür... Çünkü romanı herhangi bir kalıba sığdıramayız. Hayal midir, gerçek midir, yoksa sınırları belli olmayan geniş bir dünya mıdır, gerçekten bazen bilinmez. Ancak şunu biliriz ki, roman okumak insan için bir ihtiyaçtır. Nitelikli, insanı çoklu düşünmeye yönlendiren ve insana hayal dünyalarının kapılarını cömertçe açan romanlar insanın muhakeme yeteneğini geliştirir ve insanın hayal dünyasında çiçekler açtırır. İnsana günlük hayatta deneyimleyemediği olaylar yaşatır ve günlük hayatta göremeyeceği insanlarla tanışma fırsatı verir. Kısacası roman bazı insanlar için bir hiçliği ifade etse de kitap kurtları için aslında her şeydir.

İlginizi Çekebilir: Niçin Roman Okumalıyız?

Okumayı hayatınızın merkezine almanız dileğiyle, herkese keyifli okumalar...

1 Ekim 2020 Perşembe

Neden Ambalajlı Süt?

 

 

Çocukluğumda en sevdiğim şeylerden biri de  ben okuldan geldikten sonra yemeğimi yerken kapının çalması, sütçünün gelmesi ve annemin tencerelere doldurttuğu sütü kaynatmasıydı.  Niye derseniz, mis gibi tazecik sütü kaynadıktan sonra ılıtıp lıkır lıkır içmeyi çok severdim. Her ne kadar kaymağını ayırsam da o kaymak sonra birikir, kahvaltıda balla kavuşur, ekmeğime konardı. 

 

Sonra aradan yıllar geçti. Ben büyüdüm. Haliyle biraz azalttım süt içmeyi. Ama yine de hiç vazgeçmedim süt sevgimden. 

Eskisi gibi sütçü gelmiyor kapıya ama her yerde açıkta satılan süt görmeye başladım.  Neredeyse her köşe başında açık süt bidonları var. Her ne kadar kaynamış sütü bardağa koyup ılıttıktan sonra içmeyi özlesem de açıkçası ben açık süt almıyorum. Çünkü güvenemiyorum. Sizde de öyle mi? 

Açık sütlerin nereden geldiğini tam bilmiyorum. Bunca virüs, bakteri, mikrop ortalıkta dolaşırken ben bu sütleri güvenip alamıyorum. Bu konuda biraz araştırma da yaptım. Açık süt hakkında öğrendiklerim bu konudaki şüphelerimi haklı çıkardı. 

 

Öncelikle en şaşırdığım nokta şuydu; açık süt aldığımızda evde kaynatırken besin değerinde ve vitaminlerinde ciddi kayba neden oluyoruz. Zaten çocuklar ve yaşlılar sütü özellikle besin değeri için tüketiyor. Onu  da neden kaybedelim ki?  Ayrıca ambalajlı UHT ve pastörize sütler kontrollü bir şekilde ısıl işlemden geçtiği için besin değerini korurken, insan sağlığına zararlı mikrop ve bakterilerden arındırılıyor. Ama açık sütler denetlenmediği için bu sağlık riski hep var. Çok ürkütücü!

 

Bir de “ısıl işlem” kulağıma biraz garip gelmişti ki onu da araştırdım. Isıl işlem dediğimiz şey zaten tüm dünyada insan sağlığına zarar verme potansiyeli yüksek mikroorganizmaların sütten uzaklaştırılması amacıyla uygulanan bir teknolojik yöntem. Bu yöntem esnasında sütlere katkı maddesi de eklenmiyor. Ayrıca Isıl İşlem Görmüş İçme Sütleri Tebliği diye bir tebliğ var ve sütler bu tebliğe uygun olarak ısıl işlemden geçiriliyor. Tabii bir de işin teknolojik boyutu var. Isıl işlem olarak kullanılan pastörizasyon ve UHT teknolojileri, tüm dünyada kullanılan, sağlık otoriteleri tarafından da kabul edilmiş en ileri teknolojiler. Teknolojiye güvenmenin ve kendi faydamıza kullanmanın güzel bir örneği yani süt meselesi.

Ben bu nedenlerle ambalajlı sütleri tercih ediyorum anlayacağınız. Zaten açık süte en başında soru işaretiyle yaklaşırken, şimdi bu araştırmalarımla tamamen uzaklaştım, ambalajlı pastörize ve UHT sütlere güvendim. Eğer hala soru işaretleriniz varsa lütfen konuyu burada bırakmayın ve siz de biraz araştırın. 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

26 Temmuz 2020 Pazar

10 Maddede Peyami Safa'nın Edebi Kişiliği ve Eserleri


"Öyle bir yaşta idim ve öyle bir mizaçta idim ve çocukluğumda o kadar az oyun oynamıştım ve aldatmasını o kadar az öğrenmiştim ki, yalan bana suçların en ağırı gibi geliyordu; ve bir yalan söylendiği zaman insanların değil, eşyanın bile buna nasıl tahammül ettiğine şaşıyordum." /Peyami Safa/Dokuzuncu Hariciye Koğuşu 

Peyami Safa'nın Edebi Kişiliği

1) Türk edebiyatında mühim bir yere sahip olan romancı ve fikir insanı Peyami Safa, yazdığı eserlerle geçmişten günümüze ışık tutmuş, yaptığı önemli tespitlerle kalıcı olmayı başarmıştır. 

2) 1899'da İstanbul'da doğan sanatçının babası şair İsmail Safa, annesi ise Server Bedia Hanım'dır. Çocukluğunu büyük zorluklar içerisinde geçiren Peyami Safa adını "Asrın Hikâyeleri" adlı yazılarıyla duyurmuştur.  

3) Para kazanma kaygısıyla yazdığı yazılarında annesinin adından ilham alarak oluşturduğu "Server Bedii" takma adını kullanmış ve "Cingöz Recai" adlı polisiye roman dizisiyle büyük bir ses getirmiştir. 

4) Hayatında kırk yılı aşkın bir süredir yazarlık yapmış olan sanatçının ilgi alanları geniş olmuştur. Sanata, edebiyata, psikolojiye, felsefeye ve sosyolojiye ilgi duyan yazar eserlerinde bu konulara geniş olarak yer vermiştir. 

5) Eserlerinde yaptığı psikolojik tahliller onun en belirgin özelliğidir.

6) Küçükken sağ kolunda çıkan kemik veremi hastalığı nedeniyle kendisini ilaçların, doktorların, hasta bakıcılarının arasında bulan Peyami Safa, geçirdiği bu zor günleri otobiyografik romanı "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu"nda derin psikolojik tahlillerle anlatmıştır. 

7) Tıp öğrenimi görürken bunalıma giren ve felsefeye yönelip mistik bir dünya görüşü kazanan bir genci anlattığı "Matmazel Noraliya'nın Koltuğu" adlı romanında yine derin psikolojik tahliller yapmıştır. 

8) "Fatih-Harbiye" adlı romanında Doğu-Batı çatışmasını Neriman-Şinasi-Macit üçlüsü ve musiki üzerinden anlatmıştır. 

9) "Eğitim-Gençlik-Üniversite" adlı eserinde gençlerin eğitimine değinen yazar "hayat boyu eğitim"i savunmuştur. Eğitimin hayat boyu süren bir etkinlik olduğuna dikkat çekmiştir. 

10) Peyami Safa'nın Eserleri: 

Roman: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Matmazel Noraliya'nın Koltuğu, Fatih-Harbiye, Canan, Şimşek, Sözde Kızlar, Atilla, Mahşer, Bir Tereddüdün Romanı, Yalnızız, Biz İnsanlar, Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü, Gençliğimiz...

İnceleme-Deneme: Eğitim-Gençlik-Üniversite, Türk İnkılabına Bakışlar, Felsefi Buhran, Nasyonalizm, Mistisizm, Millet ve İnsan...

İlginizi Çekebilir: Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Edebi Kişiliği ve Eserleri

Bedri Rahmi Eyüboğlu Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri


19 Mayıs 2020 Salı

İnternetten Ramazan Kolisi Göndermek!

Covid-19 sebebiyle daha önce eşi benzeri görülmemiş bir dönemden geçiyoruz. Geçmişte de salgın ve karantina durumları yaşanmış olsa da ulaşım ve iletişimin oldukça geliştiği teknoloji çağında, problemler de çözümler de farklılık gösteriyor.

Bu duruma bir örnek vermem gerekirse; Ramazan ayında ihtiyaç sahiplerine erzak dağıtan hayırseverler, karantina dolayısıyla dışarı çıkamasalar da online imkanlar sayesinde evlerinden tek tıkla sipariş vererek gönüllerinden geçen yardımı ulaştırabiliyorlar. Çağın sıkıntıları kadar getirilerini de düşününce, "nerede o eski Ramazanlar" demeye de açıkçası pek dilim varmıyor.



Salgın Zamanı Ramazan Yardımı Vekiliniz Avansas
Kendi araçları ve personelleriyle birçok ilde 1 iş gününde teslimat yapabilen Avansas, olağanüstü koşullara hızla uyum sağladı. Gönülden gönüle giden Ramazan kolilerinin manevi önemini bilen güler yüzlü Avansas personelleri tarafından, tüm hijyen önlemleri alınarak hizmet verilmesine çok sevindiğimi söyleyebilirim. Kargo firmasından kaynaklanabilecek muhtemel aksaklıklar olmaksızın, siparişlerin hızlı ve özenli bir şekilde en kısa sürede istenilen yere ulaştırıldığına bizzat defalarca şahit oldum. Aşırı yoğunluk sebebiyle birçok dağıtım ağının kilitlendiği şu dönemde, Avansas'ın hem hızını hem de hizmet kalitesini yükseltmiş olmasını herkes gibi ben de takdirle karşılıyorum.

Avansas’ın aynı zamanda gıda ve temizlik ürünlerinde ürün gamını genişlettiğini gördüm. Platformda her keseye uygun ve farklı ürün çeşitlerini barındıran Ramazan kolileri de bulunuyor. Koliler arasında tercihte bulunabileceğiniz gibi kendiniz tek tek ürün seçerek de erzak grubu oluşturabiliyor, dilediğiniz adrese ulaştırabiliyorsunuz. Avansas sayesinde, bizler de görevimizi yapmış olmanın verdiği huzuru yaşayabiliyoruz.

Hem Ev Hem de İş için Avansas
Uzaktan çalışma sistemi evden çalışmayı kolaylaştırırken, bir yandan da iş yükünü artırıyor. Ev ihtiyaçlarının yanına, çocukların eğitimi ve iş için lazım olan işyeri ve kırtasiye malzemeleri de ekleniyor. İş ve ev yaşamının iç içe geçmesinin bir sonucu olarak, alışveriş listelerimiz de karmaşıklaşıyor ve birçok satış noktası gezmeden eksikler tamamlanamaz hale geliyor. Avansas sayesinde; zımba telinden bulaşık süngerine, karton dosyadan poşet çaya kadar birbirinden farklı birçok ürünü evimizden çıkmadan, kapı kapı dolaşmadan, virüsle yüz yüze gelme riski olmadan satın alıp ihtiyaçlarımızı giderebiliyoruz. Üstelik hepsinin ödemesini tek işlemde, 3D Secure gibi sistemlerle kredi kartı kullanarak güvenle yapabiliyoruz. Ben kendi adıma, firmanın bu konuda gösterdiği hassas yaklaşım sayesinde kredi kartı bilgilerimin güvende olduğunu bilerek, huzur içinde alışverişimi tamamlıyorum.

Karantina Zamanı Avansas'la Anneler Günü Sürprizi
Anneler gününden 1 gün önce terasa çıkıp, annemin yürüyüş mesafesindeki evinin balkonunu izledim. 2 ayı ya görüntülü aramayla ya da kapıdan merhabayla geçirdiğimiz aklıma geldi. Aramızda sadece Bursa Nilüfer'in FSM bulvarı vardı ancak karantina cuma akşamı başladığı için; değil caddeyi geçmek, evden bile çıkamıyordum. Sabah erkenden elini öpmeye gidemeyeceğimi düşününce içimi hüzün kapladı. Ayrıca her yerin kapalı olması sebebiyle hediye de alamamıştım. Annemin iyiliğini düşündüğümden salgın boyunca kucaklaşmamız, öpüşmemiz zaten olmadı. Dünyada milyonlarca insanla aynı anda benzer şeyler yaşıyor olmak hüznümü dindirmiyordu. Belli etmese de onun da bu durumdan dolayı içinin buruk olduğunu, caddeyi geçmemin mümkün olmadığını bilse de, ertesi gün kulağının kapıda olacağını biliyordum. Onu biraz olsun mutlu edecek bir çare düşünüyordum. 

Aklıma o anda Avansas geldi. Hemen bilgisayarımın başına geçip annemin evinin ihtiyaçlarını aldım ve paketlerin yanına küçük bir hediye de ekledim. Ürünleri kapıya kadar götüren Avansas personeli benim yaşlarımdaymış. Yüzü maskeyle kapalı olsa da annem arkadaşın gözlerini görünce benimkileri görmüş gibi sevinmiş. Benim yerime "Anneler Günü’nüz kutlu olsun" demeyi de ihmal etmediği için kendisine içten teşekkürlerimi gönderiyorum. Böylesine titiz ve aynı zamanda sıcakkanlı personelle, böylesine kaliteli ve hızlı bir hizmet sağladığı için Avansas'ı da ayrıca tebrik ediyorum. Ben caddeyi tek başıma geçemezdim ama Avansas sayesinde bunu başarmış oldum. Annemi, Anneler Günü’nde Avansas'la birlikte sevindirdik. Her şey normale döndüğünde bu günleri unutmayacağım ve tıpkı kendi alışverişimde olduğu gibi, annemin ihtiyaçları için de Avansas'ı tercih etmeye devam edeceğim.





Bir boomads advertorial içeriğidir.

18 Mayıs 2020 Pazartesi

Edebiyat Günlükleri: Kitap Önerileri-1


Foto Kaynak: https://www.pexels.com/photo/book-book-pages-bookcase-browse-415071/

Kitap okurken kimi zaman kendinizi köylülerin, ağaların, ırgatların, doğanın, çiçeklerin, ağaçların, kuşların, böceklerin, berrak suların içinde bulursunuz. Kimi zaman da toplum içinde daha doğrusu kalabalık yığınların içerisinde yalnızlaşmış ve içinde bulunduğu topluma yabancılaşmış, kendi doğrularını yaşayan, kendine has düşünceleri olan kahramanların dünyasında bulursunuz kendinizi. Roman ve öykü okursanız kendinizi sınırları konulmamış bir hayal âleminde bulursunuz. Hiç yaşamadığınız daha doğrusu yaşayamadığınız hayatları yaşar, bu hayatlar içinde kendinize sığınaklar inşa edersiniz. 

"Hayal âlemi insanı aldatır, insana vakit kaybettirir" diyorsanız gerçekliğe, gerçekliğin merkezine atarsınız kendinizi. Düşünce yazıları okursunuz, hayata farklı açılardan bakabilmek için. 

"Gerçek hayattan sıkıldım, bana olağanüstülükler lazım" diyorsanız bilimkurgu kitapları okuyup hayalin, tekniğin ve teknolojinin iç içe geçip kurmaca bir yapıya büründüğü eserleri okursunuz. 

İşte kitapların dünyası böyle bir dünya... Kimi zaman hayal âlemine gönderir kimi zaman da düşündürür sizleri. Yazıma son vermeden önce sizlere kitap önerileri sunmak istiyorum. İşte buyrun gelsin kitaplar: 

1) Oğuz Atay - Korkuyu Beklerken 
2) Stefan Zweig - Satranç 
3) Ahmet Hamdi Tanpınar - Huzur 
4) Yaşar Kemal- Teneke 
5) Cengiz Aytmatov - Toprak Ana 
6) Reşat Nuri Güntekin - Acımak 
7) Mustafa Kutlu - Hayat Güzeldir 
8) Grigory Petrov - Beyaz Zambaklar Ülkesinde 
9) Sabahattin Ali - Kuyucaklı Yusuf 
10) Sait Faik Abasıyanık - Semaver 

Kitapların değerini bilelim. Herkese iyi okumalar...

21 Nisan 2020 Salı

Gece ve Salgın Günlerinde Geri Dönüş


Foto Kaynak: https://www.pexels.com/photo/moon-and-stars-813269/

Gecenin bize söyledikleri var aslında: Sessiz ol, sessizliği dinle ve içine kapan! Sessizliğin sesini dinleriz gece olunca. Ruhumuzun derinliklerinde kopan o fırtınalar gece olduğu zaman ortaya çıkar. İnsan daha samimidir geceleri, kendine ve başkalarına itiraf edemediği gerçekleri itiraf etmeye başlar. Tutarsızlıklar denizinde boğulan insanlığın çırpınışları gözlerinin önüne gelir. Evet... İnsan tutarsız bir varlıktır. Çıkamaz o tutarsızlıklar girdabından. Bir gün ak dediğine ertesi gün kara diyebilen bir varlıktır aslında insan. Hem de bunu utanmadan pişkin pişkin yapar. Kararsızdır insan, aldığı kararları tam anlamıyla uygulayamaz. Çünkü iradeli değildir. İradeli olsaydı zaaflarına yenik düşmezdi. Evet... Bir de işin zaaflar boyutu var. İhtiras, para, şehvet, makam ve aklınıza gelebilecek her şey... Hepsine düşkündür ve hepsine karşı zaafı vardır insanın. Hepsinin peşinden koşar ve olmadık, akla gelmeyecek işler yapar. Bozguncu, bencil, tutarsız, düşkün... Ne varsa bizde vardır. 

İşte yukarıda "gece" demiştim. Yine gece oldu ve bunlar aklıma geldi. Sonuç: Bunları kağıda dökmek, bilgisayara geçirmek ve sizlerle paylaşmak... Belki karamsar bir tablo çizmiş olabilirim ama bu yazıya döktüklerim maalesef insana ait gerçeklikler... Ve gerçekler çoğu zaman acıdır. 

Sessizliğin ve durgunluğun hakim olduğu günler yaşıyoruz. Koronavirüs geldi ve hayatımızın merkezine oturdu ve bunun etkilerini fazlasıyla yaşıyoruz. Günlük koşuşturmaların azaldığı bu modern hayatta daha önce görmediğimiz, hiç alışık olmadığımız bir süreçten geçiyoruz. Günler artık daha sakin, geceler her zaman olduğu gibi sessiz... Bu arada şunu söyleyeyim: Geceler hep bana huzurlu gelmiştir. Gece olduğu zaman insan karanlığın ve sessizliğin aynasında kendisini, diğer insanları, olayları ve olguları daha yalın ve berrak görebiliyor. Michael Ende ne demişti ünlü "Momo" adlı eserinde: "Herkes uykuya dalmışken, tüm dünya berraklaşıyor. Tıpkı bir nehir gibi, anlıyor musun?" 

Değerli dostlar, askerlik görevim ve diğer sebeplerden dolayı ara vermek zorunda kaldığım blog dünyasına şu an itibariyle dönüş yapıyorum. Hepinizi özledim. Evde kalın ve sağlıklı kalın. Selametle...

8 Ağustos 2019 Perşembe

Edebiyat Günlükleri: Edebiyatın Alt Dalları

Foto Kaynak: https://www.pexels.com/photo/book-book-pages-browse-education-267586

Edebiyatın bir bilim dalı mı yoksa güzel sanatların bir kolu mu olduğu edebiyat araştırmacıları tarafından ele alınmış ve tartışılmıştır. Edebiyat hem bir bilim dalıdır hem de güzel sanatların bir koludur. Bir bilim dalı olan edebiyatın alt dalları vardır. Bu dalları şöyle sıralayabiliriz: Edebiyat kuramı, edebiyat tarihi, edebiyat eleştirisi, edebiyat sosyolojisi ve edebiyat eğitimi.

Edebi eserler gerçeği yansıtmak zorunda mıdır? Cevabını merak ediyorsanız buradan okuyabilirsiniz. 

Edebiyat Kuramı: Edebiyatı hem sanat hem de bir bilim olarak ele alan, edebi eserlerin kurallarını ve doğuş sebeplerini araştıran alandır. Edebi türlerin (roman,öykü vb.) özelliklerini ve sınırlarını da belirler.

Edebiyat Tarihi: Geçmişten günümüze edebiyatı, edebiyatın geçirdiği değişimleri, edebi dönemleri, edebi eserleri, bu eserleri kaleme alan sanatçıları tarih biliminin yöntemlerini kullanarak kronolojik bir sırayla inceleyen bir alandır.

Edebiyat Eleştirisi: Edebi tenkit ve edebi eleştiri olarak da adlandırılan bu alan kendisine bir edebi eseri, türü veya herhangi bir edebi objeyi seçer ve belirli kıstaslar çerçevesinde o eserin, türün veya objenin eksiğini veya fazlasını ortaya koyar. Başka bir deyişle edebiyat eleştirisi edebiyata ait herhangi bir objeyi değerlendirir ve ona kıymet biçer.

Edebiyat Sosyolojisi: Edebiyat, toplum hayatından etkilenen bir alandır. Edebi eserler genellikle sosyal hayatın içinden çıkarlar. Başka bir deyişle sanatçı edebi eserini kaleme alırken sosyal hayattan olabildiğince faydalanır. Sosyoloji ise toplum hayatını, sosyal yapıyı enine boyuna inceleyen bir bilim dalıdır. Edebiyat sosyolojisi de edebiyat-toplum, eser-toplum ilişkisini irdeleyen bir alandır.


Edebiyat Eğitimi: Edebiyat eğitiminde temel amaç toplumu oluşturan bireylerin seçkin edebi eserler ve bu eserlerin sanatkârlarıyla tanıştırılmasıdır. Bu yolla bireyler kendi edebiyatının ve kültürünün en halis, en özel ürünlerini tanımış olurlar. 

Yazıma son vermeden önce "Edebiyatta Saptırma" adlı yazımı okumak isterseniz lütfen tıklayınız. Bir başka yazıda görüşmek üzere...

5 Ağustos 2019 Pazartesi

Bizi Kitaplara Kaçıran İnsanlara Teşekkürler


Tavırlarıyla, konuşmalarıyla, hareketleriyle çevremizde öyle itici öyle sevimsiz insanlar var ki, onlar bizleri tam anlamıyla hayattan soğuturlar, yaşama sevincimizi adeta elimizden alırlar. Bezdirirler, bezdirmekle kalmazlar çileden çıkarırlar bizleri. Hemen hemen herkesin çevresinde az da olsa çok da olsa bu türden insanlar vardır. İnsan bu... İyi niyetlisi de var, kötü niyetlisi de... Ahlâktan, etikten, edepten anlayanı da var, anlamayanı da var. Bir de işlediği kabahati bilmesine rağmen pişkin pişkin etrafta dolanan, yüzü kızarmayan insanlar var. Bizi üzen, kıran, hak yiyen insanları Allah'a havale ediyorum. 

Aslında o insanlara bir yandan da teşekkür etmek lazım. Yukarıdaki görselde de olduğu gibi. Bu görseli sosyal medyada gördüm. Kaynağını bilmiyorum, bilseydim yazacaktım. Neyse... O insanlara bir yandan da teşekkür etmek lazım diyordum. Bizi kitaplara kaçırdıkları için. Bizleri okumanın o büyülü dünyasına ittikleri için. Kitaplar öyle zamanlar oluyor ki gerçekten bizler için adeta huzurun merkezi oluyor. Nitelikli, bizlere bilgi, görgü ve deneyim kazandıran, ufkumuzu genişleten, kültürümüzü, birikimimizi geliştiren ve genişleten kitapları hayatınızdan eksik etmemeniz dileğiyle...

NOT: Yazıda bahsi geçen itici, sevimsiz, ahlâk ve ilke bilmeyen, pişkin insanları fazla kafaya takmayın. Allah'a havale edin ve yolunuza devam edin. Unutmayın ki vakit boş insanlarla uğraşılmayacak kadar kısa ve değerlidir. 

Popüler Yayınlar

Blog Listem